nerde abi bu kitaplar?


şu anda, kitap satışı konusunda yarışan iki site var. biri ideefixe, diğeri kitapyurdu.com . normalde alışverişleri kitapyurdu.com'dan yapıyorum.. fiyatları iyi, gönderim süresi güzel vs.

ideefixe'in düzenlediği sanal kitap fuarı münasebeti ile, bu kez ideefixe'ten alışverişi yapalım dedik. 22 aralık gündüzden siparişlerimizi verdik.. bugün ayın 30'u, fakat ürünler kargoya gitmemiş.

ideefixe'in bize anlatmak istediği şey şu sanırım.. "ya ne güzel yapıyodun alışverişini kitapyurdundan, ne gerek var risk almaya, bizim gibi sitelerden alışveriş yapıp stres sahibi olmaya.." haklılar sanırım..

saldır beşiktaşım oleeey


evet, sezona kötü başladık
evet, gol atamıyoruz
evet, kadroda eksikler var
evet, hocanın sisteminde eksiklikler var
evet, forvet hattımız beceriksiz...

zaten çok alışkın değiliz uzun süreli başarılara.. daha 5. haftası oynanan lig için takıma küsecek değiliz ya..

manchaster ile oynayacağız yarın..

güldür yüzümüzü beşiktaş..

not: resimdeki fotoğraf, herhangi bir maç değil, taraftara açık antrenmana aittir..

iki dakka durun be!


gündemimiz sel haliyle. 29 kişi hayatını kaybetti, 4 kişi kayıp. televizyonlardan bu konu ile ilgili bilgi almaya çalışmak ise, samanlıkta iğne aramak gibi. sebebi ise, iki partinin, sel felaketini, siyasi ranta dönüştürme çabası. herkes birbirini suçluyor, yok büyükşehir belediyesi şöyle yapmalıymış, yok chp'ye bağlı silivri belediyesinin suçuymuş..

iki dakika şu saçmalığınıza ara verip, neler yapabileceğinizi, bundan sonra bu tip olaylarının yaşanmaması için, belediyeler arasında koordinasyonu nasıl sağlayacağınızı tartışsanız, bizde onları izlesek televizyondan?

çok mu şey istedim?

cem dizdar soru-cevap


hikaye'ye şöyle başlayayım. cem dizdar'a, blogumda yayınlamak üzere birkaç soru sormak istediğimi belirten bir mail attım. cevap gelir mi, gelmez mi diye düşünürken, attığım mailden tam 9 dakika sonra kendisinden cevap geldi. teşekkür ederek, sorduğum sorulara ve yanıtlara geçiyorum..


- Beşiktaş taraftarı yönetimi protesto etmemekle hata mı yapıyor?

Öncelikle sıklıkla düşülen bir hatayı düzeltmek gerekiyor. Taraftar denen
topluluk 'tek bir aklı' olan kalabalık değildir. Farklı akıllar, farklı
gruplar bir aradadır. Taraftarı birbirine bağlayan şey 'akıl' değil,
'duygudur'. Haliyle yönetimi protesto etme noktasında 'hata mı yapılıyor?'
türünden bir soru zaten doğru olmaz. Bence hata yapılmıyor..
Ancak yapılmış olsa bu da iyi bir şey olur. Çünkü, böyle bir anlayışla kulüp
yöneten ekip değil de kim protesto edilir bu hayatta, değil mi?

- Camianın ileri gelenlerinden bir kısmının (Rahmi Koç, Fikret Orman,
Tuncay Özilhan vs.) kongre öncesi toplanma isteği doğru bir hareket mi? Bu
toplantı sonucu çıkabilecek adayın şansı nedir?


Biliyorsunuz böyle bir toplantı zaten gerçekleşemedi. Gerçekleşse de benim
açımdan önemli değildi zaten. Ben isimlere değil politikalara bakarım.
Ayrıca ben Fikret Orman dışında adını zikrettiğiniz isimlerin başkanlığa
aday olma ihtimalini hem görmüyorum, hem de gerekli bulmuyorum.


- Çarşının basında çok fazla öne çıkması, bunun sonucunda gelen
popülarite, grubu yıprattı mı?


Sanmam. Niye yıpratsın! Ama takımın iki üç sezondur istenilen seviyede
olmayınca ve yönetim dengelerine itiraz etme konusunda biraz çekingen
davranılması taraftar arasında bir hoşnutsuzluğa neden olduysa bile bu
geçici bir durumdur ve zaten de geçti. İçerideki son 5/6 maçta eski düzene
ve ahengine kavuştu tribün....

taşınıyorumm


seviyodum bu evi.. ama yeni ev arkadaşı bulamayınca başka eve taşınmak zorunda kaldım.. yer olarak bundan daha iyi.. ama ya o manevi ruh :)

en az kim çaldı??


yerel seçimler yaklaşıyor. parti başkanları mitinglerde boy göstermeye başladı tabi. medyada sürekli olarak, tayyip erdoğan-deniz baykal çekişmesi var. koskoca iki adamın, çocuk gibi birbirine çamur atma yarışı, açıkçası beni çok eğlendiriyor. mitinglerde birbirlerine söylediklerini diyalog haline getirdiğimde kafamda, şöyle birşey çıkıyor ortaya.

tayyip: hacı, senin daha kırk fırın ekmek yemen lazım. sen anca muhalefet yaparsın, gerçi onu bile tam beceremiyosun ya.
baykal: valla reco, sıkıyosa televizyona gel, orda tartışalım, çıkarıcam senin ne kadar yolsuzluğun varsa
tayyip: yeea, bırak yeaa, ne çıkıcam ben senle televizyona. 

iki partinin kurmayları da, rakip partinin yolsuzluk dosyalarını tek tek açmaya başladılar. bunlar elinizdeydi madem, neden daha önce çıkarmadınız ortaya demek saçma tabi.

istanbul'da garip bir yarış dönüyor. ama kemal kılıçdaroğlu'na üzülüyorum. o kadar belli ki bu görevin kendisine zorla verildiği. acemiliği her halinden belli. kadir topbaş yılların kurdu. yedirmez belediye başkanlığını ona. kazanan yine deniz baykal olacak. gelecek 10 veya 20 yılda, allah uzun ömür verirse, parti başkanlığını garanti altına aldı. olası rakibi kılıçdaroğlu, bu seçimde harcanmış olacak çünkü. ayrıca gerçekten, istanbulda yetişmemiş, orada yaşamamış birini, istanbula yakıştıramıyorum. chp bu huyundan ne zaman vazgeçecek bilmiyorum. geçen seçimde de, eski izmit belediye başkanı, sefa sirmen'i getirmişlerdi aday diye. bir tarafta, istanbulun en köklü ailelerinden biri sayılan topbaş ailesinden bir aday, diğer tarafta, ithal belediye başkan adayları. 

izmir'e bakınca, akp'nin kazanacabileceğini söyleyenler olsa bile, orada 3 yıl yaşamış biri olarak, o kentin akp'li bir belediye başkanı seçmeyeceğine inanıyorum. genel seçimde, akp gelmesin diye mhp'ye kayan oylar, bu seçimde gerçek yeri olan chp'ye geri döner, seçimi chp kazanır. ama izmir belediyesi, seçilme gibi bir kaygısı olmadığı için, hizmet vermeme geleneğine son hız devam ederse, bir dahaki genel ve yerel seçimlerde, akp süpürür.

ankara için tarafsız olmam mümkün değil. murat karayalçın kazansın, bende sevineyim :)

unutulmaz maçlar 2


beşiktaş 2 kocaelispor 1

liseyi bitirdiğim sene, 2002 yılı. üniversiteye başlamama rağmen, lisebjk'nin içindeki aktif görevim nedeniyle liseden kopamadım :)

yaz boyunca yapılan hazırlıklar, t-shirt'ler, pankartlar, kombine organizasyonları derken, beklediğimiz gün geldi çattı. eski açık tribünün, numaralı tarafında, asya kartalları ile birlikte yer alacaktık.

aslında benim için bir nevi deplasman oldu. bir nevi diyorum, yazlıktaydım çünkü :)
yaz ayı olmasına rağmen, o gün hava biraz enteresandı. enteresandı, çünkü, bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyordu. silivri-ev arası yol alırken, maça gideceğimi öğrenen yanımdaki amca, bu havada maç olmaz, ertelenir diyerek, bana moral (!) vermeye çalışıyordu. eve geldiğimde hala yağmur durmamıştı. babamdan, "aptal mısın oğlum, bu havada maça mı gidilir, hasta olursan kombineni kırarım" şeklinde destek aldıktan sonra, maça doğru yola çıktım. stada erken girmemiz gerekiyordu çünkü o gün. bu arada duran yağmur, işin sevindirici tarafıydı. 

stadın oraya geldiğimde, sayımızın beklediğimden fazla olması beni sevindirmişti. pankartları astık, yener miyiz, yenilir miyiz, bu sene şampiyon olurmuyuz muhabbetleri arasında maç başladı.

ilk maç, grubun kendini bir şekilde gösterme maçı olduğundan, ekstra efor sarfediyorduk. ilk yarı sonunda ses falan kalmamıştı bende. ikinci yarı, meşale ve sis bombaları atmayı düşündüğümüz sırada, ercüment isimli arkadaşımızın, sis bombasını yanlış zamanda açması, birçok insanın, kocaeli golünü koridorda haber almasını sağladı.

kocaeli öne geçince, tribündeki herkes, bu senede bitti abi, bu takım daha şampiyon olamaz muhabbetleri yaparken, ahmet yıldırımın garip golü geldi. garip diyorum, çünkü ortayı zago yapıyor, kafayı ahmet yıldırım vuruyordu. iki defans oyuncusu (ali güneşin pasında, koray'ın golü var bi de :) ) . artık maç bitti derken, ofsayt falan denilen bir gol geldi. sanırım herkes, yanındakini dövmek için bu golü bekliyordu. gol olduğu an bir yandan yumruk yiyor, bir yandan tekme atıyordum. 

hemen ardından, "oleey, oley oley oley, şampiyooon beşiktaaaş". 

862.000.000 ytl


2002-2007 yılları arası, akp'nin prenslerinden olan aydın doğan'ın sahibi olduğu "doğan yayın holding" e, maliye tarafından kesilen ceza miktarı, 862 milyon ytl.

ekonomi okuyor olsam bile, maliye kısmıyla pek alakam olmadığından, cezaya yorum yapmak istemiyorum.. haklı veya haksız bilemem.. 

kafamı kurcalayan soru, eğer aydın doğan, 2002-2007 arasındaki çizgisini sürdürseydi, böyle bir ceza alırmıydı? hiç zannetmiyorum. hilton arazisi yüzünden başlayan tartışma, neredeyse karşılıklı hakaretlere kadar varmıştı. fakat bir anda iki taraftan ses kesilmişti. bir anda karşımıza böyle bir ceza haberi çıktı. 

öyle bir yerden vurdular ki adamı, mahkemeye gitse bile, en az 7 yıl sürecek. bankalardan kredi alırken anası ağlayacak, ortakları büyük ihtimalle geri çekilecek. hisseleri hali hazırda yerlerde sürünmeye başladı.

zamanında petrol ofisi muhasebe hesaplarındaki yolsuzluğunun bile bir şekilde üstü kapatılan aydın doğan'ın, şimdi 7 şirketi daha incelemede.. onlara ne tip cezalar geleceğini zaman gösterecek. ama cem uzan'ın sonundan daha beter bir sona doğru gittiği gerçek. çünkü feci hazırlıksız yakalandı. bu sonu tahmin edebilen cem uzan, birçok hesabı, kitabına uydurmuş, en azından bütün ailesinin rahatça yaşamasına, seçim kampanyalarını sürdürmesine yetecek kadar parayı cukkalamıştı.

akp, bu kaleyi de yıkmayı başarırsa, diktatörlük konusunda önünde engel kalmayacak sanırım..

umut fakirin ekmeği..


geldiği günden beri, mustafa denizli'nin maç sonu açıklamalarına dikkat ediyorum. oynanan futbolda en ufak bir iyileşme yok, sahadaki futbolcular bile hala takımın hangi sistemle oynadığını bilmiyor, ama açıklamalar her geçen hafta daha umut dolu..

26. hafta lider olacaktık. şimdi 28 diyor.

hayır, benim sorunum "aa, 26. hafta lider olamıycaz, tüh" değil. nedir bu umut dağıtıcılığı anlamıyorum.. ligin 15. haftasında, puan farkı kapanır diyordu, 21. haftaya geldik, hala puan farkı korkutmuyor diyor. amacın 3. olmak falansa, korkutmaması normal ama, 4 takımla çekiştiğin bir dönemde, nasıl korkutmaz bu puan farkı, anlamıyorum ben. 

belki biz gereğinden fazla karamsarız.. hani beşiktaşlıyız ya, melankoliğiz ya..

kanser mi ediceksiniz lan???


daha öncede yazdım.. bu hafta yine aynı şey, yine yazmam lazım..

ya tamam, şanssız olursun, bir veya iki oyuncun kötü gününde olur.. ama bütün takımın ruh gibi oynaması nedir ya? siz değil misiniz, transfer taksidiniz gecikince, takım kaptanını başkana yollayıp paranızı isteyen, siz değil misiniz, yılda milyon euro'lar kazanan? oynayacaksın arkadaşım.. sen o kadar para kazanıyorsan, takım halinde kötü olamazsın. insanlar senin peşinden 1000 km yol geliyorsa, eşşek gibi oynayacaksın. 
 
Free Hit Counter