futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

unutulmaz maçlar 2


beşiktaş 2 kocaelispor 1

liseyi bitirdiğim sene, 2002 yılı. üniversiteye başlamama rağmen, lisebjk'nin içindeki aktif görevim nedeniyle liseden kopamadım :)

yaz boyunca yapılan hazırlıklar, t-shirt'ler, pankartlar, kombine organizasyonları derken, beklediğimiz gün geldi çattı. eski açık tribünün, numaralı tarafında, asya kartalları ile birlikte yer alacaktık.

aslında benim için bir nevi deplasman oldu. bir nevi diyorum, yazlıktaydım çünkü :)
yaz ayı olmasına rağmen, o gün hava biraz enteresandı. enteresandı, çünkü, bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyordu. silivri-ev arası yol alırken, maça gideceğimi öğrenen yanımdaki amca, bu havada maç olmaz, ertelenir diyerek, bana moral (!) vermeye çalışıyordu. eve geldiğimde hala yağmur durmamıştı. babamdan, "aptal mısın oğlum, bu havada maça mı gidilir, hasta olursan kombineni kırarım" şeklinde destek aldıktan sonra, maça doğru yola çıktım. stada erken girmemiz gerekiyordu çünkü o gün. bu arada duran yağmur, işin sevindirici tarafıydı. 

stadın oraya geldiğimde, sayımızın beklediğimden fazla olması beni sevindirmişti. pankartları astık, yener miyiz, yenilir miyiz, bu sene şampiyon olurmuyuz muhabbetleri arasında maç başladı.

ilk maç, grubun kendini bir şekilde gösterme maçı olduğundan, ekstra efor sarfediyorduk. ilk yarı sonunda ses falan kalmamıştı bende. ikinci yarı, meşale ve sis bombaları atmayı düşündüğümüz sırada, ercüment isimli arkadaşımızın, sis bombasını yanlış zamanda açması, birçok insanın, kocaeli golünü koridorda haber almasını sağladı.

kocaeli öne geçince, tribündeki herkes, bu senede bitti abi, bu takım daha şampiyon olamaz muhabbetleri yaparken, ahmet yıldırımın garip golü geldi. garip diyorum, çünkü ortayı zago yapıyor, kafayı ahmet yıldırım vuruyordu. iki defans oyuncusu (ali güneşin pasında, koray'ın golü var bi de :) ) . artık maç bitti derken, ofsayt falan denilen bir gol geldi. sanırım herkes, yanındakini dövmek için bu golü bekliyordu. gol olduğu an bir yandan yumruk yiyor, bir yandan tekme atıyordum. 

hemen ardından, "oleey, oley oley oley, şampiyooon beşiktaaaş". 

umut fakirin ekmeği..


geldiği günden beri, mustafa denizli'nin maç sonu açıklamalarına dikkat ediyorum. oynanan futbolda en ufak bir iyileşme yok, sahadaki futbolcular bile hala takımın hangi sistemle oynadığını bilmiyor, ama açıklamalar her geçen hafta daha umut dolu..

26. hafta lider olacaktık. şimdi 28 diyor.

hayır, benim sorunum "aa, 26. hafta lider olamıycaz, tüh" değil. nedir bu umut dağıtıcılığı anlamıyorum.. ligin 15. haftasında, puan farkı kapanır diyordu, 21. haftaya geldik, hala puan farkı korkutmuyor diyor. amacın 3. olmak falansa, korkutmaması normal ama, 4 takımla çekiştiğin bir dönemde, nasıl korkutmaz bu puan farkı, anlamıyorum ben. 

belki biz gereğinden fazla karamsarız.. hani beşiktaşlıyız ya, melankoliğiz ya..

kanser mi ediceksiniz lan???


daha öncede yazdım.. bu hafta yine aynı şey, yine yazmam lazım..

ya tamam, şanssız olursun, bir veya iki oyuncun kötü gününde olur.. ama bütün takımın ruh gibi oynaması nedir ya? siz değil misiniz, transfer taksidiniz gecikince, takım kaptanını başkana yollayıp paranızı isteyen, siz değil misiniz, yılda milyon euro'lar kazanan? oynayacaksın arkadaşım.. sen o kadar para kazanıyorsan, takım halinde kötü olamazsın. insanlar senin peşinden 1000 km yol geliyorsa, eşşek gibi oynayacaksın. 

barça-sporting


Though nobody gıve a shıt about SPORTING DE XIXON, today we have the opportunıty to show what we can do... we are not famous but we have our courage and wıth ıt we could fuck them all... today, Davıd agaınst Golıath... C´MON SPORTING!!!

-----------------------------------------------------------------------------------------
konuk yazar elsa yine. futboldan anlayan kızlar da varmış :)

you did the best you can do, but lost :) waiting for long things about sporting.

unutulmaz maçlar - 1


fenerbahçe:3 beşiktaş:4

sabah 9'da başlamıştı o günün koşuşturmacası.. taksimde ata (niko diye de bilinir) ile buluşup, beşiktaşa inip, arkadaşlar vasıtasıyla bilet işini hallettik. vapurla toplu olarak gidileceği için, maç saatini beklemeye başladık beşiktaşta. kazanın yanındaki parkta oturmaca, semtte dolaşmaca derken, vapura binme zamanı gelmişti bile.. vapura binerken, turnikede görevli bulunan abinin, ''herkes jetonunu alsın arkadaşlar'' uyarıları tabii ki bir sonuç vermezken, vapurun hareket etmesi ile birlikte, makara başlamıştı. bir grup kaptanın yanına gitmeye çalışırken, diğer bir tarafta, bir grup, vapurun bi tarafına toplanarak, vapuru batırmaya çalışıyordu!!

iskeleye gelince bazı olaylar yaşandı fakat bunları anlatmak yersiz. topluluk psikolojisinin doğal sonuçları..

içeri girdiğimizde, aziz yıldırım, bizlere çok hoş bir sürpriz yapmıştı. su satışı yoktu..

fener tribünlerinin, rıza çalımbay'ın kapıcı olan babasıyla dalga geçmek amacıyla, ''rıza efendi, 2 ekmek 1 süt'' pankartı, seviye konusunda gelinen durumun son noktasıydı..

maç başladı, biz attık, fener attı, biz attık fener attı.. tekrar biz attık :)

3-2 öndeyken, hakemin hatalı penaltısını, kırmızı kartla süslemesi, maçı tarihe geçiren olayların başlangıcıydı.. 3 oyuncu değişiklik hakkımızı kullandığımız için, kaleye pancu geçti. penaltı gol oldu, alex, 3-3'e razı değiliz, zaten kalecileri yok, 10 kişiler diye düşündüğünden, topu alıp santraya götürdü.. fenerde oyuna hoijdonk girdi, gol atmaları için yeteri kadar süre vardı..

fenerbahçe kaleye şutlar atıyor, pancu kurtarıyor, mucize şekilde top kıçlara başlara çarpıp içeri girmiyordu..

sonra bir ara topun fener ceza sahasının oralarda olduğunu gördüm, ibrahim akın birşeyler yaptı, sonra ceza sahası dışına doğru gitti, ali güneş topu koray'a verdi..

tek hatırladığım, koray'ın şutundan sonra, top gitti ve bir yerde takıldı.. orada anladım ağlara gittiğini ve tribünde olan herkes gibi, bende golden sonraki en az 3 dakikayı yarı baygın geçirdim.. nedendir bilinmez, biz gol atana kadar, fenerbahçenin gol atacağından emin olan ben, bizim golden sonraki 5 dakikada fenerin gol atamayacağından da bir o kadar emindim.

maç bitti, staddan çıktık, iskeleye kadar tezahuratlarla gittik (iskeleye yürürken bizi evinden alkışlayan fenerli abiye ayrıyetten saygılar). 

insan kaç kez böyle zevkler yaşar bilemiyorum ama, ben o gün orada olmaktan hala gurur duyuyorum..

gitsene be??


muhalefet düğmeye basmış.. hemde ciddi isimler.. kulüp değil, ülke yönetirler valla..

rahmi koç, tuncay özilhan, serdar bilgili, hüsnü güreli, nevzat demir, affan keçeci, fikret orman, mehmet kazancı, erol kaynar, hikmet çetin ve süleyman seba.. 

affan keçeci dışındakiler gayet mantıklı gözüküyor. 

tuncay özilhan'ın final serisinde bizi pota altına sıkıştırma olayı var fakat, belki haberi yoktur diyip geçiyorum.

rahmi koç, benim beklemediğim, sürpriz bir isimdi.. umarım ağırlığını koyar..

serdar bilgili ve hüsnü güreli, yöneticiliği bilen insanlardı.. 101. yıldaki faciadan sorumlu tutulamazlar.

nevzat demir, iyi bir beşiktaşlı.. fakat del bosque için söyledikleri yüzünden hala gıcığım..

hikmet çetin, hayalimdeki beşiktaş başkanı..

tribündergi forumunada yazdım gerçi.. forumun moderasyon kadrosu, bu kulübü daha iyi yönetir demirören'den zaten..

saldırın lan ernst gelmiş


aynen böyle yapıldı bizim medya tarafından.. schalke'nin ön liberosunu aldı beşiktaş.. evet ya, bildiğiniz o alman takım var ya, alman liginde, onun ön liberosu. biz sevindik, almanlar üzüldü, bizim basın ne yapmaya çalıştı çözemedik.. neymiş efendim, almanlar kına yakıyorlarmış gittikleri için.. yok ya? bide alman milli takımı kariyeri var ama, bizim basın için pek önemli değil.. bir anda adam, almanyanın sıradan, ''kariyersiz'' bir oyuncusu haline geldi.. ulan schalke'de oynayan adam daha ne kariyer yapacak? şimdi ligin tozunu atan lincoln, geldiğinde cl kupası apoletiyle mi indi atatürk havalimanına??

allah sizi ıslah etsin beyler

özgürü öldürdüler..


uzun birşey yazmak istedim ama, resim anlatır bence.. rengarenk atkılar anlatır..
özgürü, marketi bile olmayan benzin istasyonunu soymaya çalışmakla suçlayan medyanın allah belasını vermeyeceğine göre, en kısa zamanda yerin dibine girerler inşallah

yorumsuz!!


vazgeçtim, yorumlu..


tamam, basınımız güvenilir değil.. yalan haberde rekor üstüne rekor kırıyor.. sansasyon yaratmak için yapmadığı kalmıyor.. ama bu kadarı gerçekten skandal..


galatasaray sahaya çıkarken, ''baba'' filminin meşhur müziği çalıyor. bu bile hürriyete bir ipucu vermiyor, veremiyor.


hata onlarda mı, yoksa hergün bu gazeteleri satın alan yüzbinlerde mi bilemedim

bobo brezilya milli takımında


fenerbahçe stadının locasında maç izleyen dunga'nın, beşiktaşlı bobo'yu milli takıma davet etmesi, basınımız için şok bir gelişme, geldiği günden beri kendisini takip eden biz beşiktaşlılar içinse, sevindirici ve beklenilen bir olay..


sene sonunda bu adam satılıp, yerine 4 tane gereksiz oyuncu demirören tarafından kadromuza katılırsa, tadından yenmez..


tebrikler bobo..

o ahlaksızsa bunu verelim???


savunmasında malum sıkıntılar yaşayan takımımız, legrotallie'yi ertuğrul sağlam'a beğendiremedi (kendisi şu an juve'de banko oynamakta), diatta'yı oynatmadan gönderdi, boumsong'u ikna edemedi (juventus kadrosunda), melberg'i juventus'a kaptırdı (juventus gibi başına taş düşsün emi!!), son olarak, dino drpiç'le anlaştı. fakat imza aşamasına gelindiğinde, bu futbolcunun, kendi liginde oynadığı bir karşılaşmada, rakip takım taraftarlarına, çok afedersiniz ama poposunu gösterdiğini öğrendik (teşekkürler youtube). bu transfer olacak mı, olmayacak mı derken, öğlen saatlerinde, dino drpiç'in takım arkadaşı olan Gordon Schildenfeld ile sözleşme imzalandı.. eh, zagreb'in en bereketli kampı oldu galiba antalya kampı..
 
Free Hit Counter